Yazar Özlem Aytek'ten kitap tutkunlarına. Bir kahve eşliğinde küçük bir mola. Özgün öyküler, okunmaya değer kitap önerileri, kitaplardan haberler...
22 Nisan 2016 Cuma
KİTAP ÖNERİ: YERDENİZ ÖYKÜLERİ - 1. kitap - Yerdeniz Büyücüsü - Ursula K. Le Guin - Metis
6 cilt takım
1. KİTAP
Mart 2004’te yayımladığımız Öteki Rüzgâr’la birlikte altı kitaba ulaşan “Yerdeniz”, önce bir üçleme olarak yazıldı: Konusu “büyümek” olan Yerdeniz Büyücüsü, “cinselliğe uyanışı” ele alan Atuan Mezarları ve “ölümü anladığında çocukluğun bitip yeni bir hayatın başlamasından” dem vuran En Uzak Sahil. Le Guin, yıllar sonra, bir dördüncü kitap ekledi: Yazar konusuna dönüp öyküyü yeniden ele alıyor ve bu kez Ged’in değil, Tenar’ın kılavuzluğuna başvuruyordu Tehanu’da. Ama yine yıllar sonra bu kez Öteki Rüzgâr’ın geleceği biraz da belliydi. Çünkü hem ayrı bir kitap olarak Yerdeniz Öyküleri’ni yazmıştı, hem de “hâlâ düşlemeyi bırakmadığım bir düş” diye söz ediyordu Yerdeniz’den.
Fantazi edebiyatının öndegelen, kurucu yapıtlarından biridir Yerdeniz. Çevrildiği her dilde olduğu gibi, Türkçede de hak ettiği ilgiyi görüyor okurlardan. Farklı yaştan okur kuşaklarına seslenebilen bir evrenselliğe sahip: Yerdeniz’i gençlikle ya da yetişkinlikle sınırlamak mümkün değil. Her yaştan okurlarımızın seveceğinden eminiz.
Henüz başlamamış olanlar için, Yerdeniz’in öyküsel bir gelişim çizgisi izlediğini, dolayısıyla sırayla okunması gerektiğini belirtelim.
Yazarın sizlerden gördüğü ilgiden, bizim sevgimizi paylaşmanızdan cesaret alarak yazarın son dönemdeki iki kitabını daha hazırlıyoruz: Bunlardan biri, Le Guin’in kendi sözleriyle, “hangi gezegende yaşarlarsa yaşasınlar, haftaya Salı hangi cinsiyetten olacaklarsa olsunlar, herkesin derdi olan aşk, tutku, evlilik, toplumsal cinsiyet ve bu gibi belalı ama ilginç konuları ele alan” öyküler seçkisi Dünyanın Doğum Günü, diğeri ise yazarın yepyeni bir tarz denediği Uçuştan Uçuşa.
Henüz başlamamış olanlar için, Yerdeniz’in öyküsel bir gelişim çizgisi izlediğini, dolayısıyla sırayla okunması gerektiğini belirtelim.
Yazarın sizlerden gördüğü ilgiden, bizim sevgimizi paylaşmanızdan cesaret alarak yazarın son dönemdeki iki kitabını daha hazırlıyoruz: Bunlardan biri, Le Guin’in kendi sözleriyle, “hangi gezegende yaşarlarsa yaşasınlar, haftaya Salı hangi cinsiyetten olacaklarsa olsunlar, herkesin derdi olan aşk, tutku, evlilik, toplumsal cinsiyet ve bu gibi belalı ama ilginç konuları ele alan” öyküler seçkisi Dünyanın Doğum Günü, diğeri ise yazarın yepyeni bir tarz denediği Uçuştan Uçuşa.
Ursula Kroeber Le Guin, 1929'da Kaliforniya'da doğdu. Babası ünlü antropolog Alfred Kroeber, annesi yazar Theodora Kroeber'dir. Radcliff ve Columbia üniversitelerinde edebiyat eğitimi gördü. 1950'li yıllarda fantastik öyküler ve romanlar yazmaya başladı. 1962'de ilk bilimkurgu öyküsü yayımlandı. 1974 tarihli Mülksüzler'e kadar altı bilimkurgu romanı yazdı. Bu tarihten sonra zaman zaman bilimkurgu öyküleri yazmakla birlikte romanlarında daha ziyade yarı gerçekçi/yarı fantastik temalar işledi.
Kısa hikâye, deneme, şiir, çocuk kitapları ve roman türlerinde eserler veren Le Guin'in aldığı çok sayıda edebiyat ödülü arasında Ulusal Kitap Ödülü, beş kez Hugo ve beş kez Nebula Ödülü, Kafka Ödülü ve PEN/Malamud Ödülü bulunuyor. Le Guin halen Portland, Oregon'da yaşıyor.
Metis Yayınları'ndaki kitapları
|
| Yerdeniz, 6 Cilt Takım |
| Yerdeniz Büyücüsü, 1994 |
| Balıkçıl Gözü, 1995 |
| Rocannon'un Dünyası, 1995 |
| Dünyaya Orman Denir, 1996 |
| Mülksüzler, 1999 |
| Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, 1999 |
| En Uzak Sahil, 1999 |
| Atuan Mezarları, 1999 |
| Tehanu, 2000 |
| Yerdeniz Öyküleri, 2001 |
| Bağışlanmanın Dört Yolu, 2001 |
| Öteki Rüzgâr, 2004 |
| Uçuştan Uçuşa, 2004 |
| Dünyanın Doğum Günü, 2005 |
| Marifetler, 2006 |
| İçdeniz Balıkçısı, 2007 |
| Sesler, 2008 |
| Güçler, 2009 |
| Lavinia, 2009 |
| Rüyanın Öte Yakası, 2011 |
| Aya Tırmanmak, 2012 |
| Yerdeniz, 2012 |
| Malafrena, 2013 |
Yazarla Söyleşiler
|
| ■ "Hepimizin aklında takımadalar var" |
Virgül, Sayı 71, Mart 2004
|
| ■ "Yazdıklarımın çoğunun komik olduğunu sanıyorum" |
Steven Robert Allen, www.alibi.com, 8 Temmuz 2004
|
Bülent Somay, “Allah hepinizin Ged'ini versin!”, Virgül, Sayı 7, Nisan 1998
Kendine bir "ego ideali" bulmak, büyümenin bir parçası, belki de en önemli parçası değil mi? Belki de bu yüzden bir türlü büyüyemiyor bazıları. Bazıları ise berbat bir biçimde büyüyor. Sanırım ben bu "berbat biçimde büyüyenler" kategorisine giriyorum. Okuyup yazmayı öğrenir öğrenmez Cyrano de Bergerac tiradları atarak dolaşmaya başlamıştım (ama bu konu bu köşede daha önce yazıldığı için kısa geçeceğim). Cyrano'luğa ne boyum ne de burnum yettiği için hayatımın bu episodundan kalan tek miras müdanaasızlık ve küstahlık oldu. Alın size ego ideali!
Sonra, ilk ergenlik yıllarımda Nihal Yeğinobalı'nın "Vincent Ewing" adıyla yazdığıGenç Kızlar romanının "cool" kahramanı Gabriel Samson'luğa soyundum. Ama "genç kızlar" bu numaramı yememe konusunda kararlı davrandılar. Sonunda kahramansız kaldım; böylece de büyüme sürecimi dondurdum. 70'li yıllarda bir kahraman olarak Leonard Cohen'i denemeye kalktımsa da, üstad tipik bir anti-kahraman olduğu için beni kolaylıkla geri püskürttü. Yirmili yaşlarımın sonlarına yaklaşırken hâlâ kahramansız bir ergendim yani.
Sonra Ged ile karşılaştım. Yaş olarak tam kaldığım yerde yakaladı beni Ged. Otuzuna yakın bir ergen olarak. Yerdeniz Büyücüsü büyüme üzerine bir roman, diyor Le Guin. Eh, artık büyüme vaktim de gelmişti. Ged'den büyü yapmayı öğrendim. Yazı yazmayı yani; yazı'nın büyüsünü. Sonra ergenlik çağımdan beri peşimde dolaşan canavarın, düşmanımın, "öteki"min kim olduğunu da ondan öğrendim. Bana onun adını Ged söyledi. Adıyla çağırdım, gelip karşımda durdu. Öpüşüp barıştık; o günden beri kâh itişerek, kâh anlaşarak yuvarlanıp gidiyoruz beraberce (kim olduğunu söylemeyeceğim, sizinkini kendiniz bulun).
Artık bir ergen sayılmam; ama Ged beni bu kadarla bırakmadı. "Çocuk yalnızca ölümün varolduğunu değil ...kendisinin de ölümlü olduğunu, öleceğini anladığı anda, çocukluk biter ve yeni hayat başlar," diyor Le Guin En Uzak Sahil hakkında. Ged'in uzak kıyılara yaptığı yolculuktan çıkardığı bu dersi pek iyi anladım diyemem. Ne demek yani, Woody Allen "Ben eserlerimle ölümsüz olmak istemiyorum, hiç ölmeyerek ölümsüz olmak istiyorum," derken saçmalıyor muydu? Yoksa o da hiç büyümemiş mi, diye düşünürken şu meşhur Soon Yi olayı ortaya çıktı ve sorumun cevabını aldım.
Yani ölüm konusunda Woody Allen ile Ged arasında sıkışmış durumdaydım diyebilirim. Bir yanda ölmek istemeyen, hastalık hastası, manevî kızına âşık olarak gençliğine sarılmaya çabalayan Allen, bir yanda bana gitmek zorunda olmadığım, "bilinmeyen bir sona doğru emniyetsiz bir yolculuk öneren" Ged vardı. Ged "artık emniyetli yerlerden, çatılardan ve etrafımdaki duvarlardan bıktım," diyordu. Woody Allen ise âşık olmak için evinden çıkmaya bile cesaret edemiyordu. Yani hayat zordu kısacası.
Uzun bir süre Ged ölümlü olduğumu kafama kaktı durdu, ben de onun bu saldırılarına panik atakları geçirerek cevap verdim. Galiba sonunda o kazandı. Artık hastalık hastalığıma kendim bile pek inanamıyorum. Ölüm korkusu ise pek seyrek ziyaret eder oldu beni.
Ama galiba son darbeyi Tehanu ile yedim. Büyümeyi beceren, ölümle hesaplaşan, en uzak sahile gidip gelen Ged, sonunda, hem de elli yaşlarında filanken, büyü gücünü, yani iktidarını terkedip âşık oluyordu. Bu iktidarını terketme işini hiç sevmiyorum. Hele ellisine kadar bakir kalan bir adamın ilk cinsel tecrübesiyle birlikte (yani cinsel iktidarını kazanmışken) iktidarını kaybetmesi hiç hoşuma gitmiyor. Ne demek istiyor yani Ged bana? Sağlıklı bir cinsel/duygusal ilişki kurabilmek için "erkek iktidarımdan" vazgeçmem gerektiğini mi? Ged l980'lerin sonlarında iyice feministleşen Le Guin'in elinde oyuncak oluyor gibi bir his var içimde. Yani tamam, yazardır, kahramanına istediğini yapar diyebilirsiniz; ama hoş mu bu şimdi?
Sonsuza dek çocuk kalma isteğimi, bu şımarıklığı terkettim. Kendi kötü, şeytanî yanımla yüzleştim. Ölümlü olduğumu kabul ettim. Bu yüzden hayatımı yaşanmaya değer kılmak için çabalamam gerektiğini de. Ama Ged doymak bilmiyor ki! Şimdi de erkek olmamın bana verdiği tüm imtiyazları elimden almak istiyor. Bunu da kabul edersem elimde ne kalacak bilmiyorum doğrusu.
Ged beni hep "öteki"lerle barışmaya zorluyor. Gölgemle, ölümle, "kadın"la. O zaman da işler ters gittiğinde suçlayacak kimsem kalmıyor giderek. Ama galiba işler ters gitmesin diye gerçekten çabalamamın tek yolu da bu. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda kabahati üstüne atacak birileri varsa, durumu düzeltmeye pek çalışmaz insan. Yalnızca yargılar, mahkûm eder sonra da müthiş bir vicdan rahatlığı içinde keyfine bakar. Ama her "öteki" aslında "ben" isem, yalnızca yargıç, savcı ve cellat olmakla yetinemiyorum; kurban da oluyorum aynı zamanda. O zaman tek şansım hayatımı aralıksız bir duruşmalar dizisi olmaktan çıkarmaya çalışmak; yaşamak yani.
Ne diyeyim, Allah hepinizin Ged'ini versin!
21 Nisan 2016 Perşembe
KİTAP ÖNERİ: BİR - Bülent AYBİRDİ - KORAL YAYINLARI
BİR
Bülent AYBİRDİ
"Kendinizden çok şey bulacaksınız. Kimbilir belki de kendinizde kendinizin de bilmediği bir keşif yapacaksınız. Herkese öneriyorum. Bazen, bir roman, bir öykü veya bir şiir okuduğunuzda sizi uzun ve bilinmez bir yolculuğa çıkarır ya... İşte öyle bir kitap... Bir dizeye sonsuz duygu, bir kıtaya koskoca bir dünya sığdırmak... Tek kelimeyle hüznü, sevinci, hayal kırıklığını ve mutluluğu anlatmak... Kelimelerin ardına gizlenen anlamlar... Tekrar tekrar okudukça gölken, deniz; denizken okyanus olan duygular..."
KORAL YAYINLARI
20 Mart 2016 Pazar
KITAP ONERİ - Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları - Ransom Riggs
KİTAP ÖNERİ
Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları
Ransom RİGGS
İthaki Yayınları
Gizemli bir ada. Terk edilmiş bir yetimhane. Fazlasiyla tuhaf fotoğraflardan oluşan bir koleksiyon.
Tüm bunlar kurgu ile fotoğrafçılığı nefes kesici bir şekilde bir araya getiren ve unutulmaz bir okuma deneyimi sunan Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları romanında keşfedilmeyi bekliyor.
Yaşadığı korkunç aile trajedisi yüzünden Galler kıyılarındaki, dünyadan uzakta kalmış bir adaya yolculuk eden on altı yaşındaki Jacob, burada Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocuklar Yetimhanesi'nin yıkıntılarını keşfetmekle kalmayıp, Bayan Peregrine'in çocuklarının sadece tuhaf olmaktan çok daha fazlası olduğunun farkına varır.
New York Times bestseller listesinden 108 haftadır inmeyen, aklınızdan çıkmayacak eski fotoğraflar eşliğinde okuyacağınız Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, gölgelerde geçen bir macera arayan her yaştan okuyucuyu içine çekecek eşsiz bir roman.
"Gergin, duygusal ve tuhaf mı tuhaf bir ilk roman. Fotoğraflar ve metin birbirini tamamlayarak unutulmaz bir hikâye yaratıyor."
-John Green, Kâğıttan Kentler ve Aynı Yıldızın Altında kitaplarının çoksatan yazarı-
"Bu, hipsterlar için yazılmış bir Harry Potter kitabı. Geçtiği dünyaya ve verdiği hisse bayıldım."
-Felicia -Day-
"Fotoğraflar olmasa bile hikâye kendi başına yetermiş fakat fotoğraflar hikâyeye karşı konulmaz bir gizem ekliyor. Birinci gözden anlatı samimi, komik ve etkili. Serideki bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum."
-Rick Riordan, Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazarı-
(Tanıtım Bülteninden)
Tüm bunlar kurgu ile fotoğrafçılığı nefes kesici bir şekilde bir araya getiren ve unutulmaz bir okuma deneyimi sunan Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları romanında keşfedilmeyi bekliyor.
Yaşadığı korkunç aile trajedisi yüzünden Galler kıyılarındaki, dünyadan uzakta kalmış bir adaya yolculuk eden on altı yaşındaki Jacob, burada Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocuklar Yetimhanesi'nin yıkıntılarını keşfetmekle kalmayıp, Bayan Peregrine'in çocuklarının sadece tuhaf olmaktan çok daha fazlası olduğunun farkına varır.
New York Times bestseller listesinden 108 haftadır inmeyen, aklınızdan çıkmayacak eski fotoğraflar eşliğinde okuyacağınız Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, gölgelerde geçen bir macera arayan her yaştan okuyucuyu içine çekecek eşsiz bir roman.
"Gergin, duygusal ve tuhaf mı tuhaf bir ilk roman. Fotoğraflar ve metin birbirini tamamlayarak unutulmaz bir hikâye yaratıyor."
-John Green, Kâğıttan Kentler ve Aynı Yıldızın Altında kitaplarının çoksatan yazarı-
"Bu, hipsterlar için yazılmış bir Harry Potter kitabı. Geçtiği dünyaya ve verdiği hisse bayıldım."
-Felicia -Day-
"Fotoğraflar olmasa bile hikâye kendi başına yetermiş fakat fotoğraflar hikâyeye karşı konulmaz bir gizem ekliyor. Birinci gözden anlatı samimi, komik ve etkili. Serideki bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum."
-Rick Riordan, Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazarı-
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa sayısı: 320
29 Ocak 2016 Cuma
Kitap Oneri: Alice Harikalar Diyarında - Lewis Carroll
İşte Harikalar Diyarı'ndaki gerçek Alice.
Nice yüzyıllara Alice.
Kim sevmez ki Alice'i. Hepimiz bu ilginç kitap kahramanını okuyarak büyüdük. Kitabı okurken kendimizi onun yerine koymaya çalıştık. Ama bir türlü olmadı. Çünkü basit bir serüvenmiş gibi görünen bu öykünün içinde, matematik, mantık, felsefe, ahlak ve yazarın zekasının nice pırıltıları gizli. Her okunuşta farklı bir yönüyle düşündüren bu kitap ben ve birçoklarının yaşamında belirleyici ve etkileyici bir rol almıştır. Yazarının başarısı karşısında saygıyla eğilmemek mümkün değil.
Alice:
- Bana söyler misin lütfen, buradan hangi yöne gitmeliyim?
+ Bu, nereye gitmek istediğinle ilgili iyi bir seçim yapmana bağlı.
- Neresi olduğu ile pek ilgilenmiyorum.
+ Öyleyse hangi yoldan gideceğinin bir önemi yok.
- Bana söyler misin lütfen, buradan hangi yöne gitmeliyim?
+ Bu, nereye gitmek istediğinle ilgili iyi bir seçim yapmana bağlı.
- Neresi olduğu ile pek ilgilenmiyorum.
+ Öyleyse hangi yoldan gideceğinin bir önemi yok.
Beyaz bir tavşanla olağandışı bir yolculuk. Şapkacı, uyuklayıp duran zaman ve dolayısıyla bir türlü veda edemedikleri, dönüp duran ikindi kahvaltısı masası.
Kim sevmez ki görünmez olan ve geriye sadece gülümsemesi kalan Cheester kedisini. Ve Alice'in unutulmaz cümleleri:
"GÜLÜMSEMESİ OLMAYAN BİR KEDİ GÖRMÜŞTÜM. AMA KEDİSİ OLMAYAN BİR GÜLÜMSEME HİÇ GÖRMEMİŞTİM."
Dünyanın her köşesinden her yaş grubundan insanlar defalarca okudu, izledi bu güzel hikayeyi.
Bir matematikçi, mantıkçı olan Lewis Carroll'un herkesi etkileyen müthiş hikayesidir Alice.
Bir matematikçi, mantıkçı olan Lewis Carroll'un herkesi etkileyen müthiş hikayesidir Alice.
Bu muhteşem kitabın yazarı Charles Lutwidge Dodgson (27 Ocak 1832 - 14 Ocak 1898) ya da kitaplarında kullandığı mahlas adıyla Lewis Carroll, ünlü İngiliz yazar, matematik ve mantıkçı olmanın dışında, Anglikan din adamı ve amatör fotoğrafçıdır.
İşte gerçek Lewis Carroll...
Nice yüzyıllara Alice.
Nice yüzyıllara Alice.
12 Aralık 2015 Cumartesi
Bir Hanımefendi Anlatıyor - Mini Hikaye
Bir hanımefendi anlatıyor;

1919 yılı idi. İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı. Liseyi yeni bitirmiştim.
Güzel bir kızdım.
Dünür gelmeye başladılar.
Biri avukatmış.
Gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, beğendim.
Nişanlandık.
Nişanlımı seviyordum.
Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum.
Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı.
(Ayşe’nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş) dediler.
Alt üst oldum.
Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu…
Yıkıldım.
Nişanı atıp, ayrıldık.
Aradan 5 yıl geçti.
Evlenmiştim,
Bir de çocuğum olmuştu.
1924 yılıydı.
Artık ülkemiz özgürdü.
Bir gün Beyoğlu’nda rastladım ona.
Oğlum yanımdaydı.
Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi.
Saygı göstererek durdu önümde.
Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.
Olur, dedim.
Bir büroya girdik.
Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu.
İçeride yardımcıları çalışıyordu.
Siz gerçekten avukat mısınız, dedim.
Evet, dedi.
Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz, diye sordum.
Durdu, başı öne eğildi.
Beni affedin,dedi.
İstanbul işgal altındaydı,
Her taraf İngiliz askeri kaynıyordu.
Her şeyi didik didik arıyorlardı.
Biz de Anadolu'ya ,Milli kuvvetlere ancak,cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.
Bu ülke için hayati bir işti.
Bunu size bile söyleyemezdim...
BU VATANI CANLARINI VE AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ. Paylaşalım lütfen...
23 Kasım 2015 Pazartesi
KITAP ÖNERİ: BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU - Stefan Zweig
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Orjinal isim: Brief Einer Unbekannten
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Türkçe (Orijinal Dili:Almanca)
68 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, 2012
ISBN : 9786053606604
68 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, 2012
ISBN : 9786053606604
17 Ekim 2015 Cumartesi
9 Ekim 2015 Cuma
KITAP ÖNERİ - ÇILGINLAR SINIFI - Mavisel Yener
MAVİSEL YENER
Çılgınlar Sınıfı
Atlantis Takımı
Çocuk edebiyatının usta kalemi Mavisel Yener, yeryüzünden silinmiş gizemli batık kentlerde dolaştırıyor okurlarını. Büyük Kâhin Şelamus, Bubon, Lolibu ve diğerleri, Atlantis'in, Simena'nın insanlığa gönderdiği mesajları nereye sakladılar? Tarih öncesi dönemlerde çok ileri uygarlıklar var mıydı?
Atlantis Takımı'nın yaşadıklarına yetişkinler asla inanmayacak. Çünkü sınırsız uzakları yalnızca çocuklar görüp deneyimleyebilir…
(Tanıtım Bülteninden)
Atlantis Takımı'nın yaşadıklarına yetişkinler asla inanmayacak. Çünkü sınırsız uzakları yalnızca çocuklar görüp deneyimleyebilir…
(Tanıtım Bülteninden)
21 Ağustos 2015 Cuma
KİTAP ONERI - ODA: Mithat TERJE
ODA
Mithat Terje
Gelecekte bir gün genç bir kız, yaşadığı evde sevgilisiyle birlikte esir alınır. Kızın üvey babası ve üvey amcası kaybolan bir nesnenin peşindedir.
Hırsızın Ilgın veya Peker, ya da ikisi birden olduğundan emindirler. Sonra, 12 saatlik çay partisi başlar…
“Bu dünyada onur ve namus kavramlarına tutunarak yaşamaya çalışan her kim varsa gen havuzundan silinip gidecektir, unutma, tamam mı?”
Açıkta bırakılmış bir el bombası gibi tehlikeli, ustura gibi keskin. Okuyanın gözlerinde bir flaş gibi çakıyor. Gevşemeye izin yok!
Yüksek zekaların birbiriyle çarpıştığı, şiddetin sürprizlerle kol kola girdiği, küçücük bir odada geçen kocaman bir macera.
“Birini tanımanın ölçüsü samimiyet değildir. Önemli olan kaç kelime sarf ettiğinizden ziyade, karşınızdakinin kaç zayıf yanını bildiğinizdir.”
Kafası saat gibi çalışan bir kızın gözlerinden; aşk, büyüme, yalnızlık, ihanet ve tiksintiyi görmeye hazır olun.
Yalnızca gerçeklerden bahseden bir roman ancak bu kadar fantastik olabilir.
“Seni seviyorum, ama ben senin malın değilim. Benden beklemediğin, hiç ummadığın yanlarımı keşfettiğinde beni iade edemezsin. Bedelimi ödemek zorundasın.”
“Nabzın yayılıyor korku akan damarlarıma. Heyecana öyle alışıyorum ki yanında, yeryüzünün kalanı sallanmak için rüzgarı bekleyen tekdüze bir başak tarlası. Kokun her yanımı sallıyor ve kalp atışların gereksizlikleriyle gürültüye boğulan bir dünyada saklanınca asla çıkamayacağım keyifli bir saklambaç gibi geliyor. Elektrik bu. Dudaklarına yaklaşıyorum. Bu ateş. Gözlerin loş ışıkta parlıyor. Buz. Nefesin sıcak, öyle har dolu ki ve yaklaştıkça korlanıyor. Kıvılcım bu. İhtiyacım olan her şeyin utanmaz bir temsilisin ve sana sahip olamadıkça kıvranıyorum. İşte boşluk. Israrla salgıladığım bir yasaksın: Bu, damla adrenalin. Hastalıksın ve iyileşmemek için dua ediyorum. Kanımdasın. Verem bu.”
Okuma adresi
http://www.kitapyurdu.com/kitap/oda/358921.html&filter_name=mithat%20terje …
Yayın Yönetmeni: Cem Mumcu
Yayın Koordinatörü: Ayşegül Ataç
Editör: Aziz Kedi
Kapak Tasarımı: Ebru Demetgül
Sayfa Tasarımı: Deniz Dalkıran
Sayfa Sayısı: 512
Boyut: 12, 9 x 19,7 cm
ISBN: 978-605-5134-69-3
Barkod: 9786055134693
Fiyat: 24 TL
KITAP ONERİ ; Mualla Yassıbaş - YOSMA GECELER
Mualla Yassıbaş
YOSMA GECELER
Şiirseverlere güzel bir haberle sesleniyorum.
Mualla Yassıbaş'ın okurlarının heyecanla beklediği yeni kitabı YOSMA GECELER
yayınlandı.
şiir tutkunları için doğru adres...
Yüreğin aşkta öylesine cesur, asil, davetkar ve albenili ki ...
Eteklerimde, aşkın güzellikleri ..
Gönlümde çiçek, çiçek çoğalan aşk ..
Ve, yüreğimin , yürekliğinde ....
Yüreklice, o aşk ummanı yüreğinin çağrısına kulak kesilip ..
Yüreğinde, yoldaşlıkla çarpmacasına, yer almalara hazır ve nazırlığında
Dahası ve en güzeli de ....
Ömrünce yüreğine yoldaş olmacasına..
Hatta, tutkular çoğaltmışlığında, çiğdem çiçek açmalara durarak ...
Yüreğine, aşka eyvallah demişliğindeki gönüllü tutukluluğuyla ...
Tepeden tırnağa aşka kesmişliğin, haz kasırgalarında savruluşlarla ..
Yelken- kürek sana koşuyorum, sana ..
Bir kelebek coşkusu ...
Kanatsız Melek duruluğu ve albenisiyle yüklü duygularla ..
Geceyi, gündüze ….
Dünü, yarına..
Umudu, umuda..
Yüreği, yüreğe ...
Aşkı, aşka ..
Hasılı..
Ömrü, ömre taşıyıp, bağlamacasına ..
Sevgide, sevgi ..
Aşk'ta, aşk ..
Ömür de, ömür çoğaltmacasına, sevdiceğim..
Ömür de, ömür çoğaltmacasına ...
Sana uçuyorum, sana ..
Aşkla, aşka pervaneliğin huzuru, sukunu ve coşkusuyla ....!
Aşkla, aşka pervaneliğin huzuru, sukunu ve coşkusuyla ....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Altınoluk /Edremit
01 / 06 / 2015
Saat ; 02_33
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















