8 Temmuz 2013 Pazartesi

FARKINDALIĞIN ARDINA KADAR AÇIK KAPILARI - ÖZLEM AYTEK

Daldan dala konan kuşlar gibi, bir günden ertesi güne sıçrıyorum. Başımın arkasında gözlerim yok ama farkındayım olacakların. Sanki üç yüz altmış derece dönüyor başım.
Başlangıçlar ve sonlar birbirini kovalıyor ve çarkın böylesine hızla dönüşü farkındalıklarımızın kapılarını kanatlandırıyor. Birkaç gafil avlanıştan sonra dikkat kesiliyoruz. Leb demeden leblebiyi anlamaktan ötesinde: "şimdi 'leb' diyecek diyebiliyoruz. Ninelerimiz ve dedelerimizinki gibi masum değil kaygılarımız. Eller samimiyetle sıkılırken hatta kucaklaşırken coşkuyla, kafamızda binbir soru birbirini kovalıyor.
"Eti senin kemiği benim" diyerek emanet edemiyoruz artık çocuklarımızı. Gizli kameraların ağzı dili var, o sevgi dolu bakıcıların nasıl birer canavara dönüştüğünü, gafil avlanarak görüntülendikleri çekimlerde hepimiz izledik. Yediği içtiği ayrı gitmeyen dostların birbirlerine en ağır sözleri söylediğine, lanetler ve belalar eşliğinde bir daha görüşmemek üzere ayrıldıklarına her birimiz tanık olduk. İş yerlerinde sırtımızı sıvazlarken, arkamızı dönünce yaşanan ihanetler hepimizin başına geldi. Acımasızca dönen bu çarkın içinde her şeyin farkına varır olduk.
İnsan ilişkilerini taçlandıran ve karşılıklı olduğunda büyük bir orkestrada ahenkle dans eden sesler gibi eşsiz anlam ve güzellik katan bu farkındalık, yaşamla ilişkimizde de aynı esenliği bize sunuyor mu?
Yoksa ardına kadar açılan farkındalığımızın kapıları yepyeni kaygıları mı alıyor içeri...
Özlem Aytek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder