29 Mayıs 2013 Çarşamba

AYNI HİKAYE

Ne zaman biraz hava almak için dışarı çıkacak olsam, bunu yapmadan önce evde kendime sözler verir dururum: "Dolap giysilerle dolu. Asla bugünlerde yeni bir şey satın almayacağım! Diyet yapıyorum, baş döndüren lezzetli kokulara kanmayacağım! Olabildiğince tempolu, çarşının içinden geçerken vitrinlere bakmadan, kendimi yürüyüş yoluna varmış bulacağım. Ondan sonra gelsin tempo, gitsin kaloriler...
Ve hep aynı hikâye...
Evden çıkıyorum ve sokağın başına varır varmaz kendimi büyük mağazaların, görkemli vitrinlerin önünde buluyorum. Sonra biraz yükselerek kendimi yukarıdan izliyor ve gördüklerimi size anlatıyorum. Bu ben miyim? Henüz yüz metre ilerlemeden, kendime verdiğim tüm sözleri unutmuş bir durumda... Bir o mağazaya bir bu mağazaya giriyorum. Sepetleri karıştırırken, sanki yürürken harcamayı hedeflediğim tüm kalorileri yakmaya çalışıyor gibiyim. Oysa temiz havayı içime çekmek, derin soluklar alarak tempolu yürümekti amacım. Şimdiyse bedenime göre kalmış son siyah bluzü karşımdaki esmer bayana kaptırmamak için müthiş bir enerji harcıyorum. İndirimden indirime, renkten renge koşuyorum. Saatler sonra eve dönerken bitkinim. Acıklı bir şekilde kendimi avutmaya çalışıyorum: "Bu fiyata bir daha bulamazdım iyi ki aldım bunları.", "Bedenime göre her zaman bulunmuyor, bulmuşken alayım dedim. İyi oldu, çok iyi oldu.", "Para bu, nereye gitmiyor ki, bugün harcamasaydım yarın harcayacaktım.", "O döneri yemeseydim tansiyonum düşecekti, o kadar uzun saat de aç kalamazdım ya!', "Neyse bu akşam yemek yemem!", "Bir yerde okumuştum bir saat alış verişte altı yüz kalori yakılıyormuş, bu durumda saatlerce yürümüş ve spor yapmış sayılmam mı!
Ö. A.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder